Çok sevdiğim bir “nerd atasözü” vardır: “There are only 10 kinds of people in the world: those who understand binary; those who don’t.” Ben de bugün yaşadığım olayla ilgili olarak insanları iki tipe ayırmak istiyorum: “Matematikten haberdar olanlar ve olmayanlar.”

Yaşadığımız olay Kozyatağı Carrefour’da gerçekleşti. Birkaç ufak iş ve hafif çaplı bir alışveriş için Carrefour’a gittik. Hasta olmamın ve üstüne bir de uzun süre ayakta kalmanın verdiği sonsuz huysuzlukla hadi yemeğe diye BK’ye gittik. Gittiğimizde yan kasada bekleyen iki tane aptal kız vardı. Tam kasiyer bizle ilgilenirken bir şeyler söylediler sonra kasiyer de söylediklerini onayladı, gülüştüler falan. Ne olup bittiğini anlamayan ben “e onlar bizden ondan önceydi, onların siparişini alabilirsiniz.” diye tüm iyi niyetimi sununca, o aptal kızların aptal bakışlarına mağruz kaldım. O huysuzluğuma rağmen efendi olmaya çalışmamın bedeli bu olmamalıydı. Herneyse, bu olaydan sonra “neyse” diye iç geçirdikten sonra siparişimi verdim. Asıl olay burda başlıyor ve ben yeni bir paragraf açıyorum.

Siparişi verdikten sonra arkadaşım “bana da aynısından” diyince fiyat iki ile çarpıldı normal olarak. Kasanın ekranında yazan fiyatı hala hatırlıyorum: “26.70 TL”. Öğrenci insanlar olduğumuzdan alman usülü yapıcaz tabii ki. Arkadaşa dönüp “ben yarısını karttan vereyim, gerisini sen nasıl istiyorsan öde” dedim. Her şey çok normal şu ana kadar. Sonra kasiyerin boş bakışlarını görünce bir de ona açıklama ihtiyacı duydum ve çok açık ve net şekilde şu cümleyi kurdum: “-kartı uzatarak- buradan yarısını çekiyorsunuz, gerisini arkadaş verecek”. Kasiyer elimden kartı aldı ve hiç beklenmedik bir soru sordu tam o anda: “Ne kadar yarısını?”. Benim bildiğim “yarım”ın(İngilizce: half, Fransızca: moitié, Almanca: hälfte*) tek bir anlamı ve her değişken için tek bir değeri vardır. Gelin görün ki bu kasiyer kızımız, bizim “nasıl ne kadar yarısı?” sorumuza utanmadan bir de “6 yarısı mı, 20 yarısı mı, ne kadar yarısı yani?” diye açıklamada bulundu. Bu açıklamadan sonra kızımızın anlamayacağından çok net şekilde emin olan biz ise “26.70′in yarısı, yani 13.35 çekeceksiniz” diyerek her şeyi çok daha net hale getirdik onun için. Bu yaptığımız açıklama ile yeni bir çığır açtığımıza inanıyorduk ve bu açıklama o kız için her şeyi çok daha açık hale getirmeliydi fakat olmadı.

Yaşadığımız komik olay, açıklamalarımıza rağmen “normal bir hal” almadı ve o kızımız “her şeye” rağmen benim kartımdan tamı tamına 26.70 TL çekmeyi başardı; fakat o olayın çok ilginç bir yanı yok, bu yüzden anlatmayacağım onu. Dönüp baktığımda ise, düşününce şöyle klişe bir şey söylemek uygun geliyor: “ne içtiysen aynısından istiyorum”. Çünkü bize bunları yaşatırken kafasının “yerinde” olması ihtimali benim bile içimi parçalıyor, kızın arkadaşlarını falan düşünemiyorum. Bana yazacak bir şeyler verdiği için de teşekkürlerimi ileteyim de telif hakkı falan patlamasın sonra, nolur nolmaz.

Görüşmek üzere.

*Bu çevirileri sozluk.net mi ne öyle bir yerden yapıştırdım. Tam doğru mudur değil midir bilmiyorum.